
Ekoloji ve Ekonomi II’ye Giriş
Bu metin, müstakbel Ekonomi ve Ekoloji II: Posthümanist Tahayyül kitabının giriş bölümüdür. Kitabın tamamen bitmesine daha belirli bir süre var. Fakat ana aksı büyük oranda bitti. Tek başına çalışmanın getirdiği yükler yüzünden 3-9 ay arası sürebilir. Yine de “Giriş” bölümünü okura açmak istedim. Bu sayede ilk tepkileri toplayabilir ve belirli unsurları (bilhassa burada sunduğum “imge teorisini”) tartışmaya açabilirim.

Deleuze ve Komünizm: Farktan Bambaşkaya Zor(un)lu Bir Soruşturma
Bugün karşınıza başlıkta da belirttiğim gibi zorlu olduğu bence hemen kabul edilecek ama aynı zamanda zorunlu da olduğuna inandığım bir soruşturmayla geldim: Deleuzecü bir komünizm var mı? Yahut daha serbest bir yaklaşımla: Deleuze’ün felsefi girişiminin komünist ideye katkıları neler olabilir?

Yeni Metafizik Tartışmaları Bağlamında İlişkiselcilik ve Gerçekçilik Gerilimi
Bu çalışma, iki kampın gerçekliğin dokusu hakkındaki argümanlarını eleştirel bir şekilde analiz ediyor. Bu kamplar, beşerî bilimlerde 1990’lardan beri öne çıkan yeni metafizik tartışmalarında öne çıkmıştır.

İnsan Olmayanlar “Değerli Meta” İşler Mi?
Bu yazıda insan olmayanlar artık değer üretebilir mi diye soruyor ve posthümanizmin bu soruyu olumlu yanıtlamaya yetmeyeceği fikrini temellendiriyoruz.

Relationalism and Realism Tension in the Context of Discussions of the New Metaphysics
This study aims to critically analyse the main arguments of the two camps about the fabric of reality, which have come to the fore in the discussions of new metaphysics that have started to spread in the humanities since the 1990s.

Yangınlar ve Mücadelelerimizin Geleceği
Son on yıllar politik alanın giderek daraldığı ve kitlelerin, gerek neoliberalleşme gerekse otoriterleşme gibi eğilimler karşısında yaşamları üzerindeki denetimi giderek daha büyük oranda kaybettikleri bir dönem oldu. Kuşkusuz bu dönem, aynı zamanda, kitlesel mücadelelerin bu daralma ve kayıplar karşısında seferber oldukları, bu tarz politikaları işleten hükumetler ile küresel güçleri yer yer sarstıkları, yer yer başarılar yakalayıp yer yer daha şedit baskı biçimleriyle yüzleşmek durumunda kaldıkları büyük toplumsal olaylara da sahne oldu.

Türkiye Weimarlaştı mı?
Bu yazıda amacım karşılaştırmalı faşizm tartışmaları literatürüne akademik bir katkıda bulunmak değil. Bir tarih okuması da yapmıyorum. Ne de bizzat karşılaştırma meselesinin faşizm bağlamındaki işlevleri ya da işlevsizlikleriyle ilgiliyim. Amacım son derece konjonktürel bir soru sormak, bu da akademik sorunsala nazaran kolay olmak bir yana çok daha zor olabilir. Soru şöyle: Türkiye’deki konjonktürel dinamikler, Nazizm öncesi Weimar Cumhuriyeti’ndeki konjonktürel dinamiklerle örtüşüyor mu? Bu sorunun yanıtı, güncel kaygı nesnemizde bir kaymaya, bir bakış açısı değişimine yol açabilir.
İletişime Geçin
Yeni metafizik tartışmaları, güncel metin analizleri ve felsefi incelemeler hakkında görüş, öneri veya katkılarınız için doğrudan yazın.
E-posta GönderE-Bültene Katılın
Yeni yazılardan ve güncellemelerden anında haberdar olmak için Substack bültenimize abone olun.
Abone Ol